efenim bildiğiniz gibi ben teknoloji manyağı megalomanın tekiyim(narsist değilim, lütfen). Apple da bildiğiniz gibi en über teknolojik ürünleri çıkaran firmalardan biri. nasıl derseniz şöyle oluyor: adamlar BSD(aslında Mach çekirdek) tabanlı bir işletim sistemi yazıyor, ki bu işletim sisteminin çekirdeği zaten bir nevi UNIX gibi çalışıyor; yani hiçbir zorlama olmadan sistemi *nix gibi kullanabiliyorsunuz. haa, kullanıcı arayüzü derseniz orada sorun çıkarır evet, çünkü unix zamanında kullanıcı arayüzü basit bir konsoldan oluşuyordu.

neyse konuyu çok dağıtmayayım, adamlar kendi donanımları üzerinde -bu donanımları en iyi şekilde kullanan- kendi yazılımlarını piyasaya sürüyorlar ve parayı götürüyorlar. mesela iPhone 4'ün üretim maliyeti(16GB için) $188 olup, piyasada $599'a satılmaktadır. yüzde kaç kar var siz hesaplayın.

apple, her eylül ayında yeni iPod modellerini tanıtır, genelde tanıtımdan 1 hafta sonra da ürünleri satışa sunar(1 hafta kargo süresi aslında) ve bu ürünler 6 ay sonra USA satış fiyatının 2 katına ülkemize gelir. geçen gün bu zincir başladı. iPod Shuffle, iPod Nano ve iPod Touch'ın yeni modelleri 24 saat fln önce tanıtıldı sanırsam. özet geçiyorum:

  • shuffle g.tüme benzemiş(küçültün şunu, büyütmeyin),
  • nano multitouch kazanmış,
  • touch ise A4 ile coşmuş(ama tasarımı değiştirmemiş gerzekler)

shuffle tasarımı eski tasarıma dönmüş gibi, bir de engellilere yardımcı olacak özellikler kazanmış. resim burada

götüme benzemiş

gelelim nano'ya. bu çıkan 6. nesil nano oldu. ben de 2. nesil bir nano sahibiyim (2007'de almıştım, heyt bea). yeni nano hakkında bence en göze çarpan şey küçüklüğü. bildiğin kol saati olarak kullanılabilecek bir boyutta. radyosu var. ona izninizle büyük bir resim veriyorum:

nano

ufak bir iPhone işletim sistemi esintisi hissediyorsanız eğer yanılıyorsunuz. bu alet aynı işletim sistemini kullanyor. ama olay şudur ki, multitouch teknolojisi iPhone işletim sistemi ile özdeşleşti, o yüzden apple o görüntüden vazgeçmek istemiyor. zaten elinde dokunuşlara duyarlı bir görünüm varken ikinci bir tanesini tasarlamak da iyi olmazdı zaten. unutmadan 5. nesilde olan kamera 6. nesilde çıkarılmş. zaten bir halta yaramıyordu

 

iPod Touch ile ilgili fazla bir şey diyemem. 640x960(retina display) ekrana sahip, 512MB RAM içeriyor, 1GHz işlemcisi var ve Intel GMA 500 ile aynı grafik işlemciyi kullanıyor. kısacası apple bu aletin oyun oynamak için manyak bir alet olduğunu sonunda fark etti. iOS 4.1 ile piyasaya sürülecek bu şey, FaceTime destekliyor, kamerası var. ayrıca pil ömrü de 30 saat müzikten, 40 saat müziğe çıkarıldı. ama aptal tasarımcılar iPhone 4 tasarımını bu versiyona taşımayı unutmuş(ki bence iPhone 4 tasarımı çok tatlıdır). $229(8GB) olan bu aletin bence tek eksiği program yazabilmek için MacOSX gerektirmesidir, bu kadar. bi de radyosu yok



umarım bu blogu okuyan biri olarak beni yeterince tanıyorsunuzdur. etliye ve sütlüye karışmama taraftarıyım ben. dinim islam, ama gerekirse her türlü eleştirisini kendim yaparım; siyasi görüş olaraksa Muad'Dib'den ötesini bilmem

peki ben manyak mıyım, bunu niye yazıyorum? biliyorsunuz 12 eylülde referandum olacak. malum siyasi bir olay, siyasi görünmeyi güzel bir şey zanneden ergenler siyasi paylaşımlar ile face'i dolduruyorlar. %50si daha oy verecek yaşta değil zaten. ama bir insanın yaşına bakarak düşüncelerini sorgulamak iyi bir fikir değil di mi?

bir ikisine anayasa değişiklik paketi tasarısını okuyup okumadıklarını soruyorum. cevap "kabaca" okudukları oluyor. zaten 9 sayfalık bir metin nasıl kabaca okunur merak ediyorum(her paragrafın ilk ve son cümlesini okumak…mesela? )

anayasa değişiklik paketi maddelerini normal bir hayat süren insanlar için özetleyip kendi yorumlarımı katıyorum aşağıda. kendi yorumları italik yazılanlar haberiniz olsun. elbet eksikler olacaktır, şimdiden affola. buyrun buradan yakın:

1-) ilk madde aslında pozitif ayrımcılıkla ilgili. "devlet kadın-erkek eşitliğini sağlar" falan filandan sonra yaşlılar, çocuklar ve özel özrü bulunanlara pozitif ayrımcılık yapılabileceği ve bunun eşitlik ilkesine aykırılık olarak yorumlanamayacağını söylüyor. 
zararsız. hatta türk aile yapısını anayasaya taşıyor derim ben

2-) bu madde devletin biri bizi gözetliyor yapmasını engelleme amaçlı. hakkınızda toplanan bilgileri öğrenebilirsiniz, silinmesini talep edebilirsiniz falan filan.
hakkımda bir bilgi toplanmış mı merak ediyorum açıkçası. (+1 bence)

3-) seyahat özgürlüğü ile ilgili ufak bir eklenti.
yurtdışına çıkmak ile ilgili bir iyileştirme. şu an "hopp, referandum vaa gardeşim cıhamazsın" denilebilir, yaa.

4-) devlet baba her çocuğu korur, ailesini de sever.
zararsıza benziyor. öte yandan gemicik veya fabrikacıklar ile bir alakası var mı bilemiyorum :P (sosyal devlet olayına uygun lan sanki, bilemedim)

5-) aynı anda iki sendikaya üye olabiliyor muşuz artık.
facebook'un ana sayfasının değişmesi bile daha büyük bir etki yaratırdı gibime geliyor

6-) memura toplu sözleşme hakkı.
grev hakkını vermedikçe abesle iştigal oluyor bu. gerçi memura grev hakkı vermek de vatandaşı zor durumda bırakabilir ama...

7-) grev sonucu oluşan zarar işyeri sahibine girsin hihohahaaaa
yoruma gerek yok, terazinin neresinde durduğunuza bağlı

8-) [BU MADDE DÜŞTÜ. i.e. canım sıkıldığı için yazıyorum burayı] hangi partinin kapatılabileceğine meclis karar verecek.
kendi kendini denetleyen bir meclis, ne tuhaf lan. Allah'tan pakete giremedi

9-) ombudsman. idari işleyişi gözetleyecek bir grup!!1
ufo gören masum köylüler cemiyeti. şaka bir yana, işe yarayabilir gibime geliyor, üyelerine bağlı her şey. kamu şikayetlerini inceleyeceklermiş

10-) partisi kapatılan yoldaşların milletvekilliklerine bir halt olmuyor.
eskiden sadece partinin kapanmasına neden olanların milletvekillikleri düşüyormuş[credits: babam] "sonuçta halk seçmiş bir bildiği vardır" diye yapılmıştır umarım.

11-) tbmm başkanlık divanı ile alakalı bi şeyler bi şeyler.
bakmayım öyle ne işe yaradığını bile bilmiyorum. EDIT: tbmm'nin işleyişi ile ilgiliymiş. meclisin genel işleyişini düzenliyorlar

12-) YAŞ kararlarına "hukuka uygunluk" gerekçesiyle yargı yolu açıldı
title says it all

13-) (bknz: memura toplu sözleşme hakkı (madde 6) )

14-) memurlar, kendi haklarındaki disiplin kurulu(şaka yapmıyorum, "disiplin kovuşturması" olarak geçiyor) kararlarının bir kısmını yargıya götürebilecek.
eskiden götürülemiyormuş. 3 kişi toplanıp hakkınızda kararlar alabiliyordu ve itiraz edemiyordunuz falan.

15-) hakim ve savcıların kontrolü için, adalet müfettişleri görevlendirilecek.
eskiden bu, adı geçen hakimden daha üst rütbeli bir hakim tarafından adalet bakanının isteğiyle veya adalet müfettişleri tarafından bakanlığın izniyle yapılmaktaydı

16-) askeri mahkemelerin kötü kullanımını engelleme amaçlı bir değişim. kısacası, askeri mahkemeler(savaş hali dışında) sadece askerleri, askerlik ile ilgili konularda yargılayabilecekler.
ne diyem, mahmut mu diyem? "askeri" sözcüğünün hakkını vermişler bence

17, 18-) anayasa mahkemesinin üye sayısı ve bu üyelerin görev süresini düzenliyor. kısacası 11 olan üye sayısı 17'ye çıkıyor. üyelik üyenin 65'ine gelip işi bitince değil, 12 yıl sonra(veya 65'ine gelince) bitiyor. 2 kez aynı göreve getirilebiliyor.
12 yıl meclisi çekip çevirmek için süper bir yol. öte yandan, 65 yaşına gelinceye kadar üye kalınması daha da iyi bir yoldu [zararsız, hatta daha demokratik bence]

19-) ne işe yarar ben de anlamadım. komutanlara yüce divan yolu getiriyor, anayasa mahkemesine bireysel başvuru bir de.
iyi olmuş, çok da güzel iyi olmuş (bu cümle değişiklikten bir halt anlamadığım veya anlamak istemediğim manasına geliyor)

20-) anayasa mahkemesinin işleyişi ile ilgili bir madde. açıp okuyun lan bunu da

21-) askeri yargıtayla alakalı. sanırım ufak bir törpülemeden öte değil. askerlik şartı falan filan

22-) hakimler ve savcılar yüksek kurulunun üye sayısı 7den 21e çıkıyor. ama kurul 3e bölünüyor falan filan
benim kafam almaz böyle şeyleri

23-) ekonomik ve sosyal konsey anayasa kapsamında
15 kere filan okuyunca anlam kazanmaya başlıyor

24-) geçici 15. madde iptal ediliyor.
açıklamaya gerek olmayan tek madde

25-) 3 geçici madde. anayasa mahkemesinin görevlerinde yapılan değişikler şu an yürürlükte olan davalara etki eder, açılan ek yerlerle şu anki yedek üyeler atanır.

26-) bu anayasa değişikliği kabul edildiği an yürürlüğe girer.
yok bi de 3 ay sonra girseydi. deli midir nedir


şimdiiii. gördüğünüz gibi ben bu anayasanın zararlı bir tarafını göremiyorum. isterseniz şakirt deyin isterseniz geri kafalı deyin(diyecekseniz değişikliğin zararlı tarafını da söyleyin)

amacımız üzüm yemek mi yoksa bağcıyı dövmek mi? anayasa değişikliği önümüzdeki 2 ayda olacak etkisine bakılarak yorumlanacak bir şey değil. 20 yılı yorumlayabilecek birisi bu değişikliği yorumlayıp bana da iletirse sevinirim.

not: FTW(for the win), iki fotoyu da paylaşmak isterim

http://www.facebook.com/album.php?aid=12339&id=127663320610509
http://www.facebook.com/album.php?aid=34742&id=115002345179680



uzun süredir sitemdeki fontların Win7 altı sistem kullananlara dandik gözüktüğünü biliyorum. bu kadar kusur kadı kısmında da bulunur demek isterdim ama bulunmaması lazım, yani fontlar önemlidir. iki font buldum, yakında değiştiririm umarım. dinimiz amin

kitap okuyorum lan, "katre-i matem"i bitirdim gerçekliğe daha yakın bir şeyler okuyorum şimdi. sağ taraftaki yapılacaklar listesini tamamlıyorum anlayacağınız. labs'i(niye bu kadar şaşalı bi isim düşündüm ben de bilmiyorum) açıcam sanırım yakında. yakında dediğim 2-3 ay içinde. oraya konulacak proceler yazmak lazım ama ilk başta di mi...

siteye iletişim formu ekleyeceğim, manyakmail dediğim şeyi tamamlayacağım

3 nokta ne tuhaf şey lan... sanki geçmişte bıraktığımız, başka bir yerde başka bir zamanda ve şekilde yaşamış olmayı düşlediğimiz anılarımızı simgeliyorlar...



14 gündür hiçbir halt yazmamam sanırım bu blogla alakalı yaptığım en iyi şeydi. yine başlıksız bir yazı ve yine ben malca şeyler anlatacağım galiba. ama önce writemonkey'den bahsedeyim. Q10 gibi bişey aslında. ama daha yeni, .NET tabanlı ve çok daha kuuuulllllll.

gidip bakın sitesinden. yalnız ben ufak bir noktaya değinmek istiyorum. Q10 çok güzeldi, ama hatalıydı. yazıları yanlış basardı. satırın üst tarafından bazen çok uzun süreler haber alamazdınız(3 yıl bende, hala da devam ediyor) neyse işte, writemonkeyde böyle bir sorun yok. ama tanıdığınız baha her şeye bir kulp bulur, bulmalıdır. bunda da şöyle bir hata var: ebesinin yedi sülalesi kadar ayarı var(ama sadece 3 tanesini kullanacaksınız merak etmeyin). şimdi, tam ekran metin editörü kullanan adamın asıl amacı kendini ekranın diğer bölgelerindeki dikkat dağıtıcı öğelerden soyutlamak, değil mi yoldaşlar. sen bu adama 15 dakika uğraşacağı ayarlar verirsen eğer, uğraşır. (bakınız bir alttaki yazı, readability) kardeşim, preset'ler oluşturun, yormayın bizi değil mi canlarım. bak lütfen diyorum.

unutmadan, gecenin 3ünde uykusuz'un facebook grubunu yeni keşfedip(ve bu yolla kendisi için sevinmemi sağlayan) arkadaşa iyi dileklerimi iletiyorum. paylaştığı linklerin yanındaki "Hide" butonunun ne işe yaradığını acı yoldan öğrenmek zorunda kaldım...

xoxo, baha
(not: lan ben bu kısaltmayı ilk kez amandada gördüm. gossipgirl(!?, adam lan bildiğin, ne girlü) amandadan çalmıştır kesin, hem amanda gossipgirl izlemez, yapmaz öyle şeyler. izninizle gidip salyalarımı siliyorum)



felsefe yapmıyorum abi, böyle bi site(ve program) var. ahan da bu: http://lab.arc90.com/experiments/readability/

amacı basit: normalde, birşeyler okuduğumuz(izlediğimiz değil yani) sitelerde dikkatimizi dağıtan onlarca şey olur. benzer sayfalar, reklamlar, onlar bunlar... ve hatta yazı tipleri ve arkaplanlar. bu program bütün bu etmenleri elimine etmek için yaratılmış. linki bookmark çubuğuna taşıyosun, o artık orda bi buton oluyo. basınca da süfer çalışıyo.

haber sitelerinde filan kullanın ne kadar işe yaradığını göreceksiniz(ben denedim oldu)



blogu başıboş bırakmamak lazım. ben de o yüzden bir güncelleme yapayım dedim.

her şey güzel gidiyor, müzik dinliyorum; özellikle de 6 aydır bilgisayarımda duran hala dinlemediğim müzikleri

uyuyorum, bol bol.

sabahlara kadar kod yazıyorum, veya encyclopediadramatica okuyorum. multiline editor yapmaya çalışıyorum, olursa Class Library olarak yayınlayacağım.

bu kadar. lan ne kadar basit bir hayatım varmış



evet bir kez daha yoldan sesleniyorum. beyler adam yollu diyeceksiniz şimdi... umrumda değil. solo(typo, mazur görün) arkamda iki tane kikirdek var, sinirlerimle münasebet içindeler şu an. kulaklık takmadım çünkü emektar mp4ümün(serhat burada şair sana sesleniyor, oku lan blogu yavşak) şarjı az. arkamdaki amca soğan kokuyor. abi hiç rahatsız olmuyorum cidden, aksine hoşuma gitti koku(sarcasm yapmıyorum lan, yeminle). zaten özellikle iğrendiğim bir koku yok(ölmüş, çürüyen kedi kokusu hariç. bir şeyler atıştırıyorsanız özür dilerim). eve dönüyorum yine, ama bu sefer  efetur kullanmıyorum. adamlar seferleri 2 saatte 1 koymuşlar. kardeşim para kazanmak istemiyorsun galiba... neyse yaa (karttaki puanlarımla yolculuğu bedava getirmeyi planladığım için değil bu kızgınlığım...)

profta listening kağıdına "attention whore" diye not almıştım sonradan silerim diye, şu "fashion model" hakkında. ayıp ya insan kendisinden bu kadar mı enthusiastic bahseder!? neyse işte bu sabah fark ettim ki, o notu silmeyi unutmuşum. böyle bildiğin listening kağıdında okunaklı bir şekilde "attenion whore" yazıyor. kağıdımı okuyacak hoca umarım ona dikkat etmez. gerçi test oldu sınav... bi de estetik ameliyat olayına sinir oldum, resmen 15 dakika acaba hangi tarafı savunsam diye düşündüm. abi bence olayın makyajdan bir farkı yok, ikisinde de orijinal görüntüyü değiştirmeye çalışıyorsun. bak mesela yeşil bir giysi içinde kızıl tonlarda hafif bir makyaj, açık tenli bir insana çok yakışabiliyor. öte yandan, rakun stili bir iki sarışına süper gidiyor. biri abartı, diğeri hafif. ama ikisi de güzel. bi dakka lan nerden girdim ben bu konuya

bilo eğer bunu okuyorsan topsun olm. şaka lan, bunu okuyorsan artık şu sözlük olayını yapalım diyecektim, bi an kaptırdım gitti öyle bi cümle çıktı. bak daha buton var, sözlük var...

sosyal sitelere(sözlük, forum, facebook klonu) üye alınırken IQ testi yapılsın, 110 altındakiler alınmasın(kpss'de 75 puan üzeri veya). kimse gücenmesin ama ne söylediğini bilmeyen aptallarla uğraşmak insanın canını sıkıyor. bi de bu muhattap, anlatmaya çalıştığın şeyi anlamayınca daha da zor oluyor hayat...

facebookta arkadaşlık isteklerini reddederek egomu tatmin ediyorum. yakında bu ego tatminini bloguma yapılan yorumları yayınlamayarak da yapıcam, ama önce okuduğuna yorum yapan bir okuyucu kitlesi kazanmam lazım. abi her fake hesap nasıl buluyor beni!? (feyk değil fake) facebook iafl ile beni özdeşleştirdi galiba...

çok yazdım bugün, bitirirken şu alıntıyı yapıyorum:
çizim kalemimi(0.9x1.8 uçlu, bazı yerlerde sınav kalemi adıyla geçiyor) kim çorduysa Allah bin belasını versin... çıplak fotoğrafları 4chan'e düşsün inşallah... (bahattin tozyılmaz, 21.06.2010 22:37)



tek okumalık mail. nasıl lan? şöyle oluyor abi, maili ilk açtığında metni okuyabiliyorsun. ikince kez açarsan eğer, "bu mail kendi kendini yok etmiştir. deli mi ne..." mesajını görüyorsun. nasıl mı yapılıyor, anlatiyim.

ilk başta işin sırrını açıklayayım boşuna büyük bir şey beklemeyin: resim kullanıyoruz abi. başlamak için, mail gönderebileceğimiz bir adres lazım bize. asp.net kullanıyoruz ya... şimdi, öncelikle mail gönderme olayını çözmemiz lazım.çoğumuz daha asp.net'te nasıl mail gönderilir onu bilmiyoruz. basitmiş aslında. SMTP var bacım, onunla isteğimizi gönderip gerisini iplemiyoruz hiç. bunun için kendi gmail hesabınızı kullanabilirsiniz, hosting'in verdiği mail hesabını kullanabilirsiniz, geçen hafta anlattığım yöntemle hacklediğiniz maillerden birini kullanabilirsiniz, vs. vs... ben blogumun kendi mail sistemini kullanacağım.

MailMessage mail;
MailAddress mSen, mRec;

mSen = new MailAddress(Request.Form["asik"], "DarkRomanticLoverBoy19_XxX_Canisiiiiii");
mRec = new MailAddress(Request.Form["masuk"], "gülyüzlübitanecikaskimsevgilimcanimcanisimincim");

mail = new MailMessage(mSen, mRec);
mail.Subject = Request.Form["sebeb-i_ziyaret"];
mail.Body = Request.Form["zirvalar"];

SmtpClient cli = new SmtpClient("mail.impure.me")
cli.UseDefaultCredentials = true;

cli.Send(mail);


yukarıda gösterdiğim gibi, mail server'a bağlanıyoruz... mail nesnesini dolduruyoruz, üç kulfuvallah bi elham okuyup mail'i gönderiyoruz. o kadar.

ama bu normail bi mail oldu, gitti mail bildiğin. açıp okuyorum yani tek okumalık değil.
gelecek yazıda olayı nasıl yapacağımızı anlatacağım. beni CSC hariç kimse anlamadı zaten. bi de gcc, cc, tcc, blitzcc var tabi.

bu kadar cc yazınca aklıma geldi. coders c compiler gibi bi şey yazalım. ccc olur kısaltması. ne güzel durur komut satırında
ccc -o cikti.exe odev.c -ccc

komutların açıklamaları:
-o cikti.exe : çıktı ismi.
odev.c : girdi ismi
-ccc : optimizasyon miktarı (maksimum)



bilmeyenler için, sitenin baştan beri adı buydu, deneme sürecini aştıktan sonra bu adrese geçtim.

impure: "saf, temiz olmayan" demek. hangimiz masumuz ki... (+18 imajı veriyor siteye farkındayım. olsun) en kötü ihtimal ismini satarım sitenin (6)

logoyu düzelticem. bana iyi bi fotoğrafçı lazım. arkaplan içinse grafik tasarımdan çakan birileri yardım edebilir. istemez yan cebe koy yani.

Türkçe imla ve yazım kurallarını katlettiğimin farkındayım, ama benim yazış stilim bu.(stil? stil ne arar la bazarda) bir gün bu yazı şeklini değiştirirsem eğer, anlayın ki önemli bi şey olmuş.

şimdi bu adam niye bu kadar aptalca şeyler söylüyor diye düşünüyorsanız eğer, cevap vereyim: yer doldurmak için anacığım.

kermesimize triforce ile devam ediyoruz


▲ ▲

may the force be with you and serve you well

not: prof'a uyumadan girmişim. büyük hata! siz siz olun yapmayın. sonra sınavı yarım saatte bitirip uyuyacak yer arıyorsunuz hazırlık bahçesinde(havamı da atarım, çotank)



garip bir biçimde, olmasını istemediğim bir olay olunca, bir şeylerin ters gittiğini hissettiğimde(veya farkettiğimde) kulaklarım ve ensem soğur bi anda. büyük ihtimalle diğer homo saphiens saphiensler de aynı fizyolojik tepkiyi veriyordur. ama bu tepkiyi herkesin aynı şekilde yorumladığından emin olamayız. belki benim aslında ayak serçe parmağım ağrıyordur ama ben onu ensemde hissediyorumdur. (bknz: duyu bilgisine güvenilmez)

iki(belki üç, emin değilim) gündür duman simülasyonu yapmaya çalışıyorum. sitenin arkaplanı çok boş, orayı dolduracak. olmuyor abi, duman sistemini çözümleyemiyorum bile. kütle kullanmalıyım, basınç vektörleri kullanmalıyım, eylemsizlik benzeri bişeyler kullanmalıyım ama daha ilerisini düşünemiyorum. bunun üzerine bi de yüzünü gökyüzün çevirdiğinde orada tam olarak çizmek istediğin desenleri görünce... tanrının çok garip bir espri anlayışı var.
yarın proficiency var, ya da onun gibi bişey. grammar kısmından sorular çıkacak ve ben grammar'ı kulaktan çözenlerdenim. kulaktan grammar çözmek şu oluyor: okuyorsunuz, hangisi daha sorunsuz, yumuşak geliyorsa kulağınıza, dğoru cevap o oluyor. ama prof'ta işe yarayacağını zannetmiyorum. advanced learners grammar dolapta, kendisine çalışmamı bekliyor. çok bekler.

11. yazı olarak, bu yazı bir bug'a yol açabilir. bug nedir ki ama değil mi?

not: gençler prof sonrası bi yerde toplanıp batak çevirelim lan. içimden geliyor.

edit: bug filan yok lan. it gibi çalışıyo sistem. ee, kim yazdı :P


Geri [ 0 , 10 ] İleri

minimalite candır.
minimal blog sistemi, el emeği göz nuru© 2010